Pazartesi, Mart 17, 2008

Seni, Sen olmayınca anlıyormuşum ben ...

Seni,
Sen olmayınca anlıyormuşum ben ...
Bir an yokmuşsun gibi düşünüyorum,
Olmuyor...
Yokluğunu, yarın geleceğini bilsemde kabullenemiyorum.
Ve sen,
Ben yokken,
Neler düşünüyorsun acaba?

Kalbimde anlaşılması tuhaf sızılar oluyor bazen,
Neden?
Seni sevmekten korktuğumda,
Korktuğumun başıma geldiğini anlıyorum.
Ne olacak?
Sonunu hayal edemiyorum.
Ve sen,
Ben yokken,
Neler düşünüyorsun acaba?

Özlemin, alışmışlık olduğunu düşünüyorum bazen,
Bu kadar özlemem için,
Ne kadar alışmama lazım ki sana?
En çok neyine alışmışım merak ediyorum.
Ve sen,
Ben yokken,
Neler düşünüyorsun acaba?

Yağmur yağsada bu aralar çok fena yağmursuyorum.
Hava soğuk ama,
Ben aslında seni üşüyorum nefes alışlarımda.
Sesim bir tuhaf çıkıyor, ismini hecelerken,
Ve sen,
Ben yokken,
Neler düşünüyorsun acaba?

Elini tutabilmenin kıymetini,
Parmaklarımla oynarken anlıyorum.
İsminin dilimden düşmesini diliyorum.
Gecenin en sessiz saatinde....
Şimdiye kadar hiç duymamışım gibi tuhaf geliyor bana..
Ve sen,
Ben yokken,
Neler düşünüyorsun acaba?

Düşlerimde bir değişti son zamanlarda,
Garibime gidiyor,
Her karesinde sen varsın yaşanacaklarımın,
Olmayacak hayallerimde bile sen çıkıyorsun karşıma.
Ve sen,
Ben yokken,
Neler düşünüyorsun acaba?

Bu bir kanun mudur acaba? Sevilenin kıymetini kaybedince anlamak ! Onsuzluğun ağırlığı bir hamal yükü gibi çöktüğünde omzumuza ve yarımkalmışlığın kokusu dolaştığında tenimizin her bucağını.. başımızı yalnız koyduğumuzda yastığımıza.. bizi sarıp sarmalayan kollarının sıcaklığı yerine yorganları çektiğimizde üzerimize, hiç alakasız bir zamanda , hiç alakasız biri onun yaptığı bir hareketi yaptığında, yolda haldur huldur giderken burnumuza yabancı bir tenden onun kokusu çarptığında.. yüzlerce insanın olduğu kalabalık sokaklarda her bir insan yüzünde ondan bişeyler aradığımızda.. hep soran, hep bekleyen, hep uman gözlerle her köşenin başında , her yol sapağında belki karşılaşırız diye güm güm çarpan kalp atışlarımız arasında kaybolduğumuzda..
Sıradan bir manavın önünden geçerken gözümüze ilişen kıpkırmızı, kütür kütür taptaze bir elmaya gözlerimiz takıldığında ve bir elmanın yarısı gibi bizi tamamlayan sevdalıdan ayrı yarım bir elma gibi ortalarda dolaştığınızda, sol yanınızdaki sızı kahpe bir kurşun yarası gibi sızladığında hayıflanmanın ya da keşkelerin durağını çoktan kaçırdığınızı farkedersiniz...
Ve sonra nedenler niçinler takılmış bir plak gibi dönüp durur beyninizin içinde... içten içten kemirir yüreğinizi.. ve asli gerçek bir yumru gibi takılır boğazınıza.... soluğunuz kesilir.. ve anlarsınızki.. sizin için onsuz bir hayat düşünülemez...sonra elleriniz cebinizde, dilinizde bir şarkı kendinize itiraf ettiğiniz gerçeğin olanca sarhoşluğuyla haykırırsınız...

".............................................."

1994

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home